İlişkilerde Beklentiler ve Görünmez Sözleşmeler

İlişkilerde bazen kendimizi şu cümleyi kurarken buluruz:

"Ben onun için bunu yapardım."

Bu cümle çoğu zaman yalnızca bir karşılaştırma değildir. İçinde hayal kırıklığı, kırgınlık, öfke ya da önemsenmediğimize dair bir his de vardır.

Çünkü biz bir ilişkide bir şey yaptığımızda, bazen farkında olarak bazen de farkında olmadan, onun bir karşılığı olacağını varsayarız.

Ne Yaptığımız Değil, Neden Yaptığımız

Tam da bu nedenle ilişkilerde yalnızca ne yaptığımız değil, onu neden yaptığımız da önemlidir.

Dışarıdan bakıldığında aynı görünen bir davranış, altında yatan neden değiştiğinde bambaşka bir anlam taşıyabilir. Bir arkadaşımız için planımızı değiştirmek, partnerimizin ihtiyacını öncelemek ya da bir yakınımıza destek olmak kendi başına problemli davranışlar değildir. Bunları gerçekten istediğimiz için, o anda vermek istediğimiz için yapabiliriz.

Ama aynı davranışları sevilmek, değer görmek, kabul edilmek ya da ilişkiyi kaybetmemek için yaptığımızda, davranışın içine farkında olmadan bir beklenti de yerleşebilir.

Beklentilerin Kökeni: Çocuklukta Öğrendiklerimiz

Bu beklentilerin nereden geldiğini anlamak için biraz geriye gitmek gerekir.

Bir çocuk olarak dünyaya geldiğimizde yalnızca fiziksel ihtiyaçlarımız yoktur. Sevilmeye, görülmeye, anlaşılmaya, kabul edilmeye, onaylanmaya ve güvenli sınırlara da ihtiyaç duyarız. Bu ihtiyaçların nasıl karşılandığı, zaman içinde ilişkileri nasıl anlamlandırdığımızı etkiler.

Örneğin yalnızca yüksek not aldığımızda çabamız fark ediliyorsa, başarı ile değerli hissetmek arasında bir bağ kurabiliriz. Sessizce oturduğumuzda "ne kadar uslu bir çocuk" olduğumuz söyleniyorsa, kabul görmenin yolunun fazla yer kaplamamak olduğunu öğrenebiliriz. Bir başkasının ihtiyacını gözettiğimizde sevgi ve yakınlık artıyorsa, fedakârlık ile sevilmek arasında bir ilişki kurabiliriz.

Bunları çocukken böyle açık cümlelerle düşünmeyiz. Ama yaşadığımız deneyimlerden bazı sonuçlar çıkarırız:

"Başarılı olursam değerliyim."
"Karşımdakini memnun edersem sevilirim."
"İhtiyaç çıkarmadığımda kabul görürüm."
"Önce başkasını düşünürsem ilişki devam eder."

Bir kez işe yarayan bir yolu yeniden denemek oldukça anlaşılırdır. Çünkü o davranış bir dönem gerçekten bir ihtiyacımızın karşılanmasını sağlamıştır.

Zamanla bu deneyimler yalnızca çocukluğa ait kalmaz. Başka ilişkilerde de aynı yolları kullanmaya devam edebiliriz.

Örneğin bir arkadaşımız bizimle görüşmek istediğinde aslında dinlenmeye ihtiyacımız olduğu halde kendi planımızdan vazgeçebiliriz. Bunu yaparken bilinçli olarak "Bunu yapmazsam beni sevmez" diye düşünmeyiz. Hatta yaptığımız şey bize son derece doğal gelebilir.

"Yakın İlişkiler Fedakârlık İster" — Ama Neden?

Çünkü ilişkilerle ilgili öğrendiğimiz bir şey vardır:

"Yakın ilişkiler fedakârlık ister."

Bir yanıyla bu doğrudur. İlişkilerde zaman zaman fedakârlık yaparız. Bazen kendi planımızı değiştirir, bazen karşımızdaki kişinin ihtiyacına daha fazla alan açarız.

Ancak burada asıl soru fedakârlık yapıp yapmadığımız değil, bunu niçin yaptığımızdır.

Eğer kendi ihtiyacımızdan vazgeçmek, ilişkide sevilmenin ya da değer görmenin yollarından biriyse, yaptığımız fedakârlığın içinde görünmeyen bir beklenti oluşabilir.

Bir süre sonra aynı arkadaş kendi ihtiyacını öncelediğinde ise şaşırabiliriz.

"Ben olsam onun için bunu yapardım."
"Ben onun için bu kadar şey yaparken o bunu nasıl seçebilir?"
"Demek ki beni benim onu önemsediğim kadar önemsemiyor."

Görünmez Sözleşme Nasıl Oluşur?

Burada aslında görünmeyen bir ilişki sözleşmesi oluşmuştur:

Ben senin için kendimden vazgeçiyorsam, senin de benim için kendinden vazgeçmeni beklerim.
Ben senin ihtiyaçlarını kendiminkilerden önce düşünüyorsam, senin de benim ihtiyaçlarımı kendi ihtiyaçlarından önce düşünmeni beklerim.

Ancak çoğu zaman karşı taraf böyle bir sözleşme yaptığımızın farkında bile değildir.

Bu nedenle bazı fedakârlıklar zamanla bir tür duygusal borca dönüşebilir. "Ben bunu senin için yaptım" cümlesinin görünmeyen devamı bazen şudur:

"Zamanı geldiğinde sen de benim için yapmalısın."

Beklediğimiz karşılığı göremediğimizde de yalnızca hayal kırıklığı yaşamayız. Öfke, değersizlik, önemsenmeme ya da sevilmeme duyguları ortaya çıkabilir.

Çünkü karşımızdaki kişinin yaptığı şeyi yalnızca kendi tercihi olarak değil, bizim değerimize dair bir mesaj olarak yorumlamaya başlayabiliriz.

Ben kendi ihtiyacımdan vazgeçmeyi sevginin göstergesi olarak görüyorsam, karşımdaki kişi kendi ihtiyacını seçtiğinde bunu yalnızca bir tercih olarak göremeyebilirim.

Onun davranışı benim için başka bir anlama dönüşebilir:

"Demek ki beni yeterince önemsemiyor."

Önemli Bir Ayrım: Davranış ve Değer

Burada önemli bir ayrım var.

Karşımızdaki kişinin kendi ihtiyacını seçmesi, her zaman bizi değersizleştirdiği anlamına gelmez. Aynı şekilde, bir davranışın bizi incitmesi ile o davranışı kendi değerimizin kanıtı haline getirmek de aynı şey değildir.

Bir davranış gerçekten kırıcı, saygısız ya da sınır ihlal eden bir davranış olabilir. Bunu fark etmek, sınır koymak ya da ilişkiden uzaklaşmak gerekebilir.

Ama yine de şu ayrımı korumak mümkündür:

Onun davranışı benim değerimi belirlemez.

Kendimize Sorabileceğimiz Sorular

Belki de bu noktada kendimize şu soruları sormak önemli olabilir:

  • Bir ilişkide yaptığım şeyi gerçekten yapmak istediğim için mi yapıyorum?
  • Yoksa sevilmek, değer görmek, kabul edilmek ya da ilişkiyi kaybetmemek için mi?
  • Bunu yaparken karşımdaki kişiden, hiç konuşmadığımız bir karşılık bekliyor muyum?
  • Ve karşımdaki kişi bunu yapmadığında yaşadığım duygu gerçekten yalnızca bugünkü olayla mı ilgili?

Çünkü bazen ilişkilerde yaşadığımız hayal kırıklığının kaynağı yalnızca karşımızdaki kişinin yaptığı şey değildir.

Onun, bizim hiç konuşmadan oluşturduğumuz bir ilişki formülüne uymamasıdır.

Belki de mesele yalnızca ilişkilerde ne yaptığımız değil; neyi, neden yaptığımızdır.

Bu yazıda ele alınan örüntüler — karşılık beklentileri, kendini feda etme ve ilişkilerde tekrar eden döngüler — bireysel psikoterapi sürecinde ele alınabilen konulardandır. Kendi ilişki örüntülerinizi anlamak istiyorsanız, psikoterapi bu sorulara birlikte bakabileceğiniz bir alan sunar.

Kaynaklar

  • Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner's Guide. Guilford Press.

Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya kişiye özel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.